Büyük mutlulukları beklerken çoğu zaman hayat sessizce akıp gider. “Bir gün her şey yoluna girdiğinde mutlu olacağım” düşüncesi, birçok kişinin zihninde yer eder. Oysa terapi odasında sıkça gördüğüm şey şudur: Mutluluğu büyük hedeflere erteleyenler, bugünle temasını kaybeder.
Psikolojide son yıllarda giderek daha fazla konuşulan bir kavram var: mikromutluluklar. Bunlar; sabah kahvesinin ilk yudumu, güneşli bir günde pencereyi açmak, sevdiğimiz bir şarkının beklenmedik anda çalması gibi küçük ama fark edildiğinde duygusal etki yaratan anlardır. Mikromutluluklar, hayatın gürültüsü içinde çoğu zaman görünmez olur; ancak ruh sağlığı açısından etkileri sandığımızdan çok daha büyüktür.
Bir psikolog olarak mikromutlulukların özellikle depresif eğilimler, isteksizlik ve tükenmişlik yaşayan bireyler için önemli bir işlevi olduğunu gözlemlerim. Çünkü bu anlar, kişiden büyük bir çaba ya da köklü bir değişim talep etmez. “Her şeyi düzeltmeliyim” baskısı yerine, “şu an küçük bir şey fark edebilirim” alanı açar.
Beynimiz olumlu deneyimlere karşı olumsuz olanlara göre daha kısa süreli tepkiler verir. Bu nedenle mikromutluluklar yaşanır ama tutulmaz; hissedilir ama zihinde kalıcı hâle gelmez. Ancak bu küçük anlar fark edilip bilinçli olarak hatırlandığında, duygusal dayanıklılığı artırır. Psikolojik iyi oluş, çoğu zaman büyük sevinç patlamalarından değil; küçük ama tekrarlayan temaslardan beslenir.
Mikromutluluklar, aynı zamanda kişinin anda kalma becerisi ile doğrudan ilişkilidir. Sürekli geçmişle ya da gelecekle meşgul olan zihin, şimdiki anın sunduğu duygusal besini kaçırır. Bu yüzden birçok kişi “Mutlu olmam için bir sebep yok” derken, aslında sebep değil farkındalık eksikliği yaşıyor olabilir.
Burada önemli bir noktayı vurgulamak gerekir:
Mikromutluluklar, yaşanan zorlukları inkâr etmek değildir. Aksine, zorlayıcı duygularla birlikte var olabilen küçük iyi hâl anlarıdır. Kişi üzgünken de bir an için gülümseyebilir; kaygılıyken de kısa bir rahatlama hissedebilir. Psikolojik denge tam olarak bu birlikte var olabilme kapasitesinde yatar.
Belki de mutluluğu büyütmeye çalışmak yerine, onu küçültüp yaklaştırmak gerekir. Çünkü bazen ruhun ihtiyacı olan şey, büyük bir değişim değil; küçük bir temas, kısa bir nefes, fark edilen bir andır.
Kendinizi keşfetme yolculuğunuzda yalnız değilsiniz. Klinik Psikolog Onur Elkin eşliğinde online terapi veya Arnavutköy Tıp Merkezi‘nde yüz yüze seans planlamak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Yazar: Klinik Psikolog Onur ELKİN
Kaynakça
Seligman, M. E. P. (2011). Flourish: A Visionary New Understanding of Happiness and Well-being. Free Press.
Fredrickson, B. L. (2001). The role of positive emotions in positive psychology. American Psychologist, 56(3), 218–226.
Kabat-Zinn, J. (2005). Coming to Our Senses. Hyperion.
Lyubomirsky, S. (2007). The How of Happiness. Penguin Press.
American Psychological Association (APA). Positive psychology ve well-being üzerine yayınlar.




