Son zamanlarda danışanlarımdan sıkça duyduğum bir cümle var:
“Depresyonda değilim ama hiçbir şey yapmak istemiyorum.”
Bu cümle, modern ruh hâlinin en sade ama en karmaşık özetlerinden biri olabilir. Çünkü bu isteksizlik hâli, çoğu zaman net bir tanıya, belirgin bir krize ya da görünür bir travmaya eşlik etmez. Kişi işe gider, sorumluluklarını yerine getirir, hatta dışarıdan “idare ediyor” gibi görünür. Ancak içeride bir şey eksiktir: istek.
Psikolojide bu durumu tek bir kavramla açıklamak her zaman mümkün değildir. Yoğun isteksizlik; bazen depresyonun sessiz bir belirtisi, bazen tükenmişliğin sonucu, bazen de uzun süredir bastırılmış duyguların doğal bir yansımasıdır. Özellikle günümüz dünyasında bu hâl, “tembellik” ya da “motivasyon eksikliği” olarak etiketlenerek kolayca geçiştirilir. Oysa isteksizlik, çoğu zaman ruhun verdiği bir sinyaldir.
Bir psikolog olarak şunu sıkça gözlemlerim:
İsteksizlik, çoğu zaman fazla zorlanmış bir benliğin kendini koruma çabasıdır. Sürekli güçlü olmak, üretmek, yetişmek ve başarmak zorunda kalan zihin, bir noktada frene basar. Bu fren hâli, keyif alamama, erteleme ve hayata karşı mesafelenme olarak kendini gösterebilir.
Yoğun isteksizlik yaşayan kişiler genellikle kendilerine karşı oldukça serttir. “Herkes yapıyor, ben neden yapamıyorum?” sorusu zihinde dönüp durur. Bu içsel baskı ise isteksizliği azaltmak yerine daha da derinleştirir. Çünkü kişi, dinlenmeye değil, kendini zorlamaya çalışır.
Burada önemli bir ayrımı vurgulamak gerekir:
İsteksizlik her zaman vazgeçmek istemek değildir; bazen durmak istemektir.
Duygusal olarak uzun süredir ihmal edilen ihtiyaçlar, isteksizlik aracılığıyla kendini duyurmaya çalışır. “Beni fark et,” der. “Yavaşla,” der.
Terapi sürecinde bu hâli ortadan kaldırmaya çalışmak yerine, önce anlamaya çalışırız. Kişinin hayatında neye mecbur kaldığını, nereye istemeden gittiğini, hangi duygulara yer açamadığını konuşuruz. Çünkü isteksizlik, çoğu zaman cevaptan çok bir sorudur.
Belki de kendimize şu soruyu sormamız gerekir:
“Hiçbir şey istemiyor muyum, yoksa artık bana ait olmayan şeyleri mi istemiyorum?”
Yoğun isteksizlik, bastırılması gereken bir sorun değil; dikkatle dinlenmesi gereken bir mesaj olabilir.
Kendinizi keşfetme yolculuğunuzda yalnız değilsiniz. Klinik Psikolog Onur Elkin eşliğinde online terapi veya Arnavutköy Tıp Merkezi‘nde yüz yüze seans planlamak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Yazar: Klinik Psikolog Onur ELKİN
Kaynakça
Beck, A. T. (1976). Cognitive Therapy and the Emotional Disorders. International Universities Press.
Maslach, C., & Leiter, M. P. (2016). Burnout. Wiley.
American Psychiatric Association. (2013). DSM-5: Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders.
Van der Kolk, B. (2014). The Body Keeps the Score. Viking.
Seligman, M. E. P. (2011). Flourish. Free Press.




