Son yıllarda danışan koltuğuma oturan birçok kişinin cümleleri birbirine benzemeye başladı:
“Artık ne yiyeceğimi bilmiyorum.”
“Bir şey yersem kendimi suçlu hissediyorum.”
“Sağlıklı besleniyorum ama hiç mutlu değilim.”
İlk bakışta bu cümleler, sağlıklı yaşam bilincinin bir yansıması gibi görünebilir. Oysa biraz derine indiğimizde, karşımıza ortoreksiya nervoza adı verilen, henüz resmi tanı sistemlerinde yer almasa da klinik pratiğin içinde giderek daha sık gözlemlediğimiz bir tablo çıkıyor. Ortoreksiya, kişinin sağlıklı beslenme fikrine patolojik düzeyde bağlanması ile karakterizedir. Burada mesele kilo verme ya da beden algısı değildir; mesele “temiz”, “doğru” ve “zararsız” olduğu düşünülen yiyecekleri tüketme zorunluluğudur. Bu zorunluluk zamanla kişinin hayatını daraltır, sosyal ilişkilerini zedeler ve ruhsal yük oluşturur.
Bir psikolog olarak beni en çok düşündüren nokta şudur: Ortoreksiya, çoğu zaman toplum tarafından ödüllendirilen bir bozukluktur. Disiplinli olmak, etiket okumak, belirli besin gruplarını tamamen hayatından çıkarmak; sosyal medyada takdir toplar. Oysa danışanın iç dünyasında durum çoğu zaman bambaşkadır. Kaygı, kontrol ihtiyacı ve yoğun suçluluk duygusu, “sağlıklı yaşam” maskesinin altında sessizce büyür.
Ortorektik eğilimlerde siyah-beyaz düşünme biçimi sık görülür. Besinler “iyi” ve “kötü” olarak ayrılır. Esneklik kaybolur. Bir davete katılmak, dışarıda yemek yemek ya da plansız bir öğün bile ciddi stres kaynağı hâline gelir. Kişi bedenen besleniyor gibi görünürken, ruhen yoksun kalır.
Bu noktada önemli bir ayrımı vurgulamak isterim:
Sağlıklı beslenme, hayatı destekler; ortoreksiya ise hayatı sınırlar. Sağlıklı bir ilişki, esnekliği ve keyfi içinde barındırır. Ortoreksiya ise katı kurallar, kontrol ve cezalandırma ile ilerler. Tedavi sürecinde yalnızca yeme davranışına değil; kişinin kontrol ihtiyacına, kaygı düzeyine, benlik algısına ve mükemmeliyetçilik örüntülerine de odaklanmak gerekir. Çünkü çoğu zaman ortoreksiya, kişinin hayatındaki belirsizliklerle baş etme çabasının bir yansımasıdır. Belki de bugün kendimize şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir:
“Sağlıklı olmak için mi yaşıyorum, yoksa sağlıklı yaşamaya çalışırken yaşamaktan mı vazgeçiyorum?”
Kendinizi keşfetme yolculuğunuzda yalnız değilsiniz. Klinik Psikolog Onur Elkin eşliğinde online terapi veya Arnavutköy Tıp Merkezi‘nde yüz yüze seans planlamak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Yazar: Klinik Psikolog Onur ELKİN
Kaynakça
Bratman, S., & Knight, D. (2000). Health Food Junkies: Orthorexia Nervosa – Overcoming the Obsession with Healthful Eating. Broadway Books.
Dunn, T. M., & Bratman, S. (2016). On orthorexia nervosa: A review of the literature and proposed diagnostic criteria. Eating Behaviors, 21, 11–17.
Koven, N. S., & Abry, A. W. (2015). The clinical basis of orthorexia nervosa: Emerging perspectives. Neuropsychiatric Disease and Treatment, 11, 385–394.
American Psychological Association (APA). Eating disorders and disordered eating üzerine yayınlar.




