NEDEN BİZİ ÜZEN İNSANLARA TEKRAR GÜVENİRİZ?

İlişkiler karmaşıktır. Bazen birinin bizi üzdüğünü biliriz ama bir süre sonra ona tekrar güvenme eğiliminde oluruz. Arkadaş, partner ya da iş ilişkisi fark etmez; geçmişte acı çektiğimiz kişiyle yeniden yakınlık kurarız. Peki bu nasıl mümkün olur? İnsan beyni bağlanma ve güven üzerine programlanmıştır.

Psikolojide Attachment Theory, özellikle çocuklukta oluşan bağlanma tarzlarının, yetişkin ilişkilerini nasıl şekillendirdiğini açıklar. Güvensiz bağlanma stillerine sahip kişiler, başkalarına yeniden güvenme eğiliminde daha fazla olabilir; çünkü yalnız kalma korkusu ya da reddedilme kaygısı baskındır. Bir diğer önemli faktör alışkanlıklardır. İnsanlar, duygusal olarak tanıdık olan durumlara yönelirler. Acı veren bir ilişki bile tanıdık bir kalıp oluşturmuşsa, beynimiz bunu bilinçsiz olarak güvenli kabul edebilir. Bu, Familiarity Bias yani tanıdıklık yanlılığıyla açıklanabilir.

Duygular da kararlarımızı etkiler. Özellikle bağlanma, sevgi ve empati duyguları, mantıksal düşünceleri gölgede bırakabilir. “Bunu yapmasa daha iyiydi ama onu anlıyorum” gibi düşünceler, geçmişteki yaraları unutturmasa da güveni yeniden oluşturabilir.

Son olarak, bazen insanlar umutla hareket eder. “Belki değişti” düşüncesi, yeni bir başlangıç ihtimalini cazip kılar. Beyin, geleceğe dair olumlu senaryolar üretmekte ustadır; bu yüzden geçmiş hataları göz ardı ederek bir şans daha vermek mantıklı görünür. Peki bu döngüden çıkmak mümkün mü? Farkındalık ve sınırlar koymak kritik önemdedir. Güven yeniden inşa edilebilir, ama eski davranışların tekrarını göz ardı etmemek gerekir. Kendimize sormamız gereken soru şudur: “Bu kişinin değiştiğini ve bana zarar vermeyeceğini gösteren somut işaretler var mı?”

Unutulmamalıdır ki, güven bir hak değil, karşılıklı bir süreçtir. Tekrar güvenmek cesaret ister; ama bilinçsizce, kendi sınırlarımızı görmezden gelerek yapılan tekrarlar çoğu zaman daha fazla acıya yol açar.

Bizi Üzen İnsanlara Tekrar Güvenmeyi Önlemenin 5 Pratik Yolu

Geçmişte bizi üzen insanlara tekrar güvenmek, çoğu zaman bilinçsiz bir döngüdür. Ancak bazı stratejilerle bu döngüyü fark edip sağlıklı sınırlar koymak mümkündür:

*Geçmişi Değerlendirin, Tekrarı Öngörün; O kişinin geçmiş davranışlarını objektif olarak gözden geçirin. Yalnızca iyi niyetli sözlere değil, somut eylemlere bakın.

*Sınırlarınızı Belirleyin; “Ne kabul edebilirim, neyi asla kabul etmem” sorularını netleştirin. Sınırlarınızı belirlemek, hem sizin hem de karşınızdakinin davranışlarını şekillendirir.

*Kendi Duygularınızı Fark Edin; Kaygı, yalnızlık ya da umut gibi duygular, mantıklı kararlarınızı gölgeleyebilir. Duygularınızı tanıyın ve onları davranışlarınızı yönlendiren tek faktör haline getirmeyin.

*Küçük Adımlarla Test Edin; Güveni yeniden inşa etmek istiyorsanız, küçük ve güvenli adımlarla başlayın. Büyük sorumlulukları veya duygusal riskleri hemen yüklemeyin.

*Farkındalık ve Destek Alın; Duygusal döngüleri fark etmek ve sağlıklı kararlar almak için kendinize zaman tanıyın. Gerekirse bir psikolog, danışman veya güvenilir arkadaş desteği alın.

Unutmayın: Tekrar güvenmek cesaret ister, ama bilinçli ve sınırları net bir şekilde yapılan güven, hem kendinizi korumanıza hem de ilişkilerin sağlıklı ilerlemesine olanak sağlar.

Kendinizi keşfetme yolculuğunuzda yalnız değilsiniz. Klinik Psikolog Onur Elkin eşliğinde online terapi veya Arnavutköy Tıp Merkezi‘nde yüz yüze seans planlamak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Yazar: Klinik Psikolog Onur ELKİN

Kaynaklar

John Bowlby (1988). A Secure Base: Parent-Child Attachment and Healthy Human Development. Basic Books.

Mary Ainsworth (1978). Patterns of Attachment: A Psychological Study of the Strange Situation. Lawrence Erlbaum.

Philip R. Shaver & Mario Mikulincer (2002). Attachment-Related Psychodynamics. Guilford Press.

Doğan Cüceloğlu (2016). İnsan ve Davranışı. Remzi Kitabevi.

Üstün Dökmen (2019). Küçük Şeyler. Sistem Yayıncılık.

Sosay Medya Hesaplarımız

Bültenimize Abone Olun!

E-posta adresinizi girin ve bültenimize abone olun.