“ELALEM NE DER?” PSİKOLOJİSİ

Bir karar vereceksin. İçinden bir ses “Bunu istiyorum” diyor. Ama hemen ardından başka bir ses yükseliyor: “İnsanlar ne düşünür?” Ve çoğu zaman ikinci ses kazanıyor. “Elalem ne der?” sadece bir cümle değil; birçok insanın hayatını yönlendiren görünmez bir mekanizma. Ne giyeceğimizden ne okuyacağımıza, kiminle birlikte olacağımızdan nasıl yaşayacağımıza kadar pek çok kararın arkasında bu düşünce yatıyor.

İlginç olan şu:

Bu “elalem” çoğu zaman kim, tam olarak bilmiyoruz. Belli belirsiz bir topluluk. Komşular, akrabalar, iş arkadaşları… Ama çoğu zaman gerçek kişilerden çok, zihnimizde yarattığımız bir izleyici kitlesi. Psikolojide bu duruma “sosyal değerlendirilme kaygısı” denir. İnsan, başkalarının onu nasıl gördüğüne fazlasıyla odaklanır ve bu algıyı yönetmeye çalışır. Çünkü kabul görmek, ait hissetmek insanın en temel ihtiyaçlarından biridir. Ama bu ihtiyaç bazen yön değiştirir. Kabul görmek için kendin olmaktan vazgeçmeye başlarsın. İşte kırılma noktası tam da burasıdır. Çocukluktan itibaren “ayıp”, “yakışmaz”, “el âlem ne der” gibi ifadelerle büyüyen biri için bu ses zamanla içselleşir. Artık dışarıdan birinin söylemesine gerek kalmaz; kişi kendi kendini denetlemeye başlar. Bir süre sonra şu sorular normalleşir: “Bunu gerçekten istiyor muyum, yoksa uygun olduğu için mi yapıyorum?” “Ben böyle miyim, yoksa böyle olmam beklendiği için mi böyleyim?”

Ve en zor soru:

“Ben kimim, başkalarının benden beklentileri olmadığında?” “Elalem ne der?” psikolojisinin en büyük bedeli, kişinin kendi hayatına yabancılaşmasıdır. Çünkü sürekli dışarıya odaklanan biri, zamanla iç sesini duyamaz hale gelir. Bu durum sadece bireysel değil, toplumsal bir döngü de yaratır. Herkes birbirini izler, ama aslında kimse gerçekten kendisi gibi yaşamaz. Herkes başkalarının ne diyeceğini düşünürken, o “başkaları” da aynı kaygıyı taşır.

Yani herkes birbirinin hayali yargısına göre yaşar. Peki bu döngüden çıkmak mümkün mü? Belki de ilk adım şu soruyu sormaktır: “Gerçekten kim ne diyor?”

Çoğu zaman fark ederiz ki insanlar sandığımız kadar odaklanmış değildir bize. Herkes kendi hayatının merkezindedir. Bizim saatlerce düşündüğümüz bir durum, başkalarının zihninde birkaç dakikadan fazla yer kaplamaz. Ve daha önemlisi: Herkesi memnun etmek mümkün değildir. O zaman geriye şu kalır: Kimi memnun edeceğiz? Eğer cevap sürekli “başkaları” ise, bunun bir sonu yoktur. Ama cevap “kendim” olmaya başladığında, işler değişir. Bu, bencil olmak değildir. Bu, kendi hayatının sorumluluğunu almaktır.

 “Elalem ne der?” sorusu tamamen yok olmayabilir. Ama belki zamanla şuna dönüşebilir: “Ben ne derim?” İşte özgürlük, o sorunun cevabında başlar.

Kendinizi keşfetme yolculuğunuzda yalnız değilsiniz. Klinik Psikolog Onur Elkin eşliğinde online terapi veya Arnavutköy Tıp Merkezi‘nde yüz yüze seans planlamak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Kaynaklar

·  Leary, M. R. (1983). A brief version of the Fear of Negative Evaluation Scale. Personality and Social Psychology Bulletin, 9(3), 371–375.

·  Watson, D., & Friend, R. (1969). Measurement of social-evaluative anxiety. Journal of Consulting and Clinical Psychology, 33(4), 448–457.

·  Markus, H. R., & Kitayama, S. (1991). Culture and the self: Implications for cognition, emotion, and motivation. Psychological Review, 98(2), 224–253.

·  Triandis, H. C. (1995). Individualism & collectivism. Boulder, CO: Westview Press.

·  Baumeister, R. F., & Leary, M. R. (1995). The need to belong: Desire for interpersonal attachments as a fundamental human motivation. Psychological Bulletin, 117(3), 497–529.

Sosay Medya Hesaplarımız

Bültenimize Abone Olun!

E-posta adresinizi girin ve bültenimize abone olun.