BOŞANMA SONRASI SÜRECİN PSİKOLOJİK BOYUTU

Boşanma, hukuki bir sürecin tamamlanmasıyla bitmez. Mahkeme salonundan çıkıldığında, çoğu zaman asıl süreç başlar. Çünkü boşanma, yalnızca bir evliliğin değil; hayallerin, rollerin ve birlikte kurulan bir hayat tasarımının da sonlanmasıdır.

Bir psikolog olarak boşanma sonrası danışanlarla çalışırken en sık gözlemlediğim duygu belirsizliktir. Kişi, bir yandan “bitmiş” bir ilişkinin ardından yas tutarken, diğer yandan yeni bir hayatın nasıl kurulacağını bilemez hâle gelir. Bu süreçte yaşanan duygusal dalgalanmalar —üzüntü, öfke, rahatlama, suçluluk ve zaman zaman özlem— çoğu zaman birbiriyle çelişir. Ancak bu çelişki, sürecin sağlıksız olduğu anlamına gelmez; aksine oldukça insani bir tepkidir.

Boşanma, psikolojik açıdan bir kayıp ve yas süreci olarak ele alınır. Her kayıpta olduğu gibi burada da inkâr, öfke, pazarlık, hüzün ve kabullenme evreleri farklı sıralarla ve yoğunluklarla yaşanabilir. Toplumda boşanmanın “bir karar” olduğu düşüncesi hâkimdir; bu da kişinin yas yaşamasını zorlaştırır. Oysa karar alınmış olsa bile, kayıp gerçektir.

Bu dönemde en sık karşılaşılan zorluklardan biri, kimlik duygusunun sarsılmasıdır. “Eş” rolünün kaybı, kişinin kendini nasıl tanımladığını doğrudan etkiler. Özellikle uzun süreli evliliklerde, birey kendini yeniden tanımlamakta zorlanabilir. Bu durum, özgüven düşüşü ve yalnızlık hissiyle birlikte görülebilir.

Çocukların olduğu boşanmalarda ise psikolojik yük daha karmaşık hâle gelir. Ebeveynler, kendi yas süreçlerini yaşarken aynı zamanda çocuklarını korumaya çalışır. Burada en önemli nokta, çatışmanın çocuğa değil; ilişkinin bitmiş olmasına ait olduğunun net bir şekilde hissettirilmesidir. Çocuk için boşanma, çoğu zaman terk edilme korkusuyla iç içe geçer.

Boşanma sonrası psikolojik iyileşme, “unutmak” ya da “hemen toparlanmak” anlamına gelmez. Aksine, yaşananların anlamlandırılması ve duygulara alan açılmasıyla mümkün olur. Terapi süreci, kişinin hem kaybını yas tutarak onarmasına hem de yeni hayatını daha sağlıklı sınırlar ve ilişkilerle kurmasına yardımcı olabilir.

Belki de boşanma sonrası sorulması gereken en önemli soru şudur:

“Bu bitiş, bana kendimle ilgili ne öğretti?”

Çünkü her bitiş, aynı zamanda yeni bir içsel temasın kapısını aralayabilir.

Kendinizi keşfetme yolculuğunuzda yalnız değilsiniz. Klinik Psikolog Onur Elkin eşliğinde online terapi veya Arnavutköy Tıp Merkezi‘nde yüz yüze seans planlamak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Yazar: Klinik Psikolog Onur Elkin

Kaynakça

Amato, P. R. (2010). Research on divorce: Continuing trends and new developments. Journal of Marriage and Family, 72(3), 650–666.

Kübler-Ross, E. (1969). On Death and Dying. Macmillan.

Wallerstein, J. S., Lewis, J. M., & Blakeslee, S. (2000). The Unexpected Legacy of Divorce. Hyperion.

Hetherington, E. M., & Kelly, J. (2002). For Better or For Worse: Divorce Reconsidered. W. W. Norton & Company.

American Psychological Association (APA). Divorce and adjustment üzerine yayınlar.

Sosay Medya Hesaplarımız

Bültenimize Abone Olun!

E-posta adresinizi girin ve bültenimize abone olun.